TIREC 2012
3.4K views | +0 today
Follow
Your new post is loading...
Your new post is loading...
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

'Koca Almanya enerjisinin yarısını güneşten sağladı'

Akşam Gazetesi Yazarı Funda Özkan

 

Türk ekonomisinin 'düze' çıkmasının mimarı Kemal Derviş 'Almanya, koca Alman ekonomisi geçenlerde bir gün, toplam enerji ihtiyacının yarısını yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayabildi.
Düşünebiliyor musunuz, biz 10 yıl sonra enerji dengemizi yenilenebilir kaynaklar ağırlıklı olarak değiştirebilirsek cari işlemler açığını kapamada çok çok büyük katkıda bulunur.'
Kemal Derviş, cari açığın önemli bir kısmına neden olan enerjide Türkiye'nin bir devrime ihtiyacı olduğuna vurgu yapıyordu.
Hatırlatayım istedim: Almanya, mayıs ayında bir cuma ve cumartesi günü tamamen güneş enerjisi kaynaklarını kullanarak toplam talebinin yarısını karşıladı. Dahası güneş enerjisinden elde ettiği, 20 evet 20 nükleer santralın enerji üretimine denk geliyordu.
Nükleer santral demişken de vurgulamadan olmaz:
Malum, Japonya-Fukuşima felaketi sonrası nükleer enerji önceliğinden vazgeçtiğini açıklayan ülkelerden biri de Almanya'ydı.
Bunu sözde de bırakmadı, nükleer enerji üretim kapasitesinin yüzde 40'ından vazgeçti.
Nükleerden vazgeçince Almanlar mum ışığında oturmaya da başlamadı ya da sanayi üretimini 'elektrik vardiyasına' da bağlamadı.
'Nükleerden vazgeçtik bari bol bol doğalgaz alalım' da demediler.
Hatta doğalgaz tüketimi de yüzde 10 düştü.
Peki, ne mi yaptılar?
Yenilenebilir kaynaklara yöneldiler.
2011'de Almanya'nın biyogazdan ürettiği enerji yüzde 21, biyofuelden yüzde 81, rüzgardan yüzde 21 ve fotovoltaikten yüzde 67 oranında artış gösterdi.
Bu arada güneş enerjisi üretimleri şaha kalktı.
2011'de elektrik talebinin yüzde 21'ini yenilenebilir enerjiden sağlarken, bu yılın ikinci yarısında bu oran yüzde 25'e yükseldi. Almanya, 2035 için de 'Toplam enerji tüketiminin yüzde 35'ini yenilenebilir enerjiden sağlayacağız' diye hedef koydu.
Bu rakamları okurken sizi bir kıskançlık dalgası sarmıyor mu?
Hoş biz başka dalgalarla uğraşıyoruz.
Geçen sene 1 Ekim'e göre, bu yıl 1 Ekim'de doğalgaz faturamız yüzde 48.99 artış göstermiş.
Doğalgazdaki bu artış zam dalgasına, dalga da değil tsunamilere neden olacakmış.

 

Türkiye'deki yenilenebilir enerji gelişmeleri için;

www.greenpowerconferences.com/tirec ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

TIREC 2012 Ödül Törenine 15 Gün Kaldı

TIREC 2012 Ödül Törenine 15 Gün Kaldı | TIREC 2012 | Scoop.it

Türk ve uluslararası yenilenebilir enerji uzmanlarının Türkiye’nin yeşil enerji endüstrisindeki potansiyelini ve gelişimini tartışacakları TIREC 2012 Konferansının en heyecanlı ve eğlenceli etkinliği 16 Ekim’de düzenlenecek olan Ödül Töreni olacak şüphesiz. Güneş, rüzgar ve jeotermal enerji projelerinde yenilik ve yaratıcılık katan isimlere verilen ve 500’den fazla katılım beklenen törenin sponsoru ise Zorlu Enerji.

İnternet yayın sponsoru olduğumuz TIREC 2012′de, ödüller 4 kategoride yer alıyor:

* En İyi Türk Projesi (Bir Türk şirketi tarafından geliştirilmiş en iyi yenilenebilir enerji projesi)
* En Yenilikçi Yenilenebilir Enerji Şirketi (Türkiye yenilenebilir enerji marketinde yer alan, Ar-Ge çalışmalarıyla fark yaratmış yerli veya yabancı enerji şirketi)
* Yenilenebilir Enerji’de En İyi İşbirliği (2 şirket işbirliğinde ortaya çıkan bşr yenilenebilir enerji projesi)
* Yeşil Enerji Liderlik Ödülü (Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörünün gelişmesine öncülük eden kişi)

Bağımsız jüri tarafından değerlendirilecek olan adayların projelerini,

Yusuf Yazar, Genel Müdür, T.C. Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü
İsmail Hakkı Karaca, GENSED Yönetim Kurulu Sayman Üyesi
Abdullah Ateş, Mühendislik Bölümü, Ankara Üniversitesi
Yrd. Doç. Dr. Toros ÖZBEK, Yüksek Jeolog/Jeoloji Mühendisi, JKBB Fahri Danışmanı
Süreyya Yücel Özden, Başkan, Dünya Enerji Konseyi Türkiye Ulusal Komitesi
Burak Kartal, Finans Uzmanı, TURSEFF Projesi, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası
Deniz Daştan, Enerji Uzmanı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu
Yalçın Kıroğlu, Lisanssız Elektrik Üretimi Derneği, Yönetim Kurulu Başkanı

inceleyecek. Kazananların listesini ilerleyen günlerde alternatifenerji.com’da bulabilirsiniz.

Bu sene 4.sü düzenlenen ve alanında önde giden 100’ün üzerinde Türk ve uluslararası yenilenebilir enerji uzmanlarının sunumlar yapacağı etkinlikte, Rüzgar Enerjisi, Güneş Enerjisi ve Jeotermal Enerji alanlarında düzenlenecek 3 farklı konferans ile bu alanlar üzerine ayrıntılı eğitim kursları düzenlenecek. 3 farklı enerji koluna odaklanmış konferanslar, özel oturumlar, ayrıntılı eğitim kursları ve fuar alanıyla TIREC 2012 katılımcılarına 7 saatin üzerinde iş ilişkisi ve iletişim imkanı sağlayacak. 2011 yılında 35 farklı ülkeden 500’ün üzerinde yenilenebilir enerji uzmanının katıldığı Türkiye Uluslararası Yenilenebilir Enerji Kongresi, 2012’de de kacırılmaması gereken bir zirve.

TIREC WindPower / Rüzgar Enerjisi etkinlikleri için: www.greenpowerconferences.com/windturkey ;
TIREC SolarPower / Güneş Enerjisi etkinlikleri için: www.greenpowerconferences.com/solarturkey  
TIREC GeoPower / Jeotermal Enerjisi etkinlikleri için: www.greenpowerconferences.com/geoturkey2012 ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Karaburun RES'e Alman Finansmanı

Alto Holding'in 120 MW'lık rüzgar enerjisi santrali projesi için Alman KfW Ipex-Bank ve Landesbank Baden-Württemberg bankalarından toplam 164.5 milyon dolarlık kaynak sağladığı açıklandı.

KfW Ipex-Bank tarafından yapılan açıklamada şirketin İzmir Karaburun'da hayata geçirmeyi planladığı projenin toplam yatırım tutarının ise 227 milyon dolar olacağı belirtildi.
Santralin devreye girdiği zaman 100.000 evin elektrik ihtiyacını karşılayabileceği belirtilen açıklamada ayrıca santralin YEKDEM kapsamında 10 yıllık alım garantisi bulunduğu ifade edildi.
Bununla birlikte bankanın açıklamasında büyük bölümünün Alman ihracat kredileri tarafından karşılanan finansman ile gerçekleşecek projenin türbinlerinin ise Alman rüzgar türbini üreticisi Enercon tarafından sağlanacağı ve 14 yıl boyunca bakımlarının gerçekleştirileceği ifade edildi.

 

Türkiye'deki rüzgar enerjisi gelişmeleri için;

www.greenpowerconferences.com/windturkey

www.greenpowerconferences.com/tirec ;

 

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Zorlu, iki yılda 1 milyar dolar yatırım yapacak

Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak, önümüzdeki iki yıl içinde enerji sektöründe yaklaşık 1 milyar dolara mal olacak 400 MW’lık yeni yatırım planladıklarını açıkladı.

Yatırımın yaklaşık 150 milyon dolarının özsermayeden karşılanacağını belirten Ak, “Bugünden sonra yaklaşık 175 MW yeni jeotermal yatırımımız olacak. Osmaniye’de 110 MW’lık Rotor II rüzgar projemize önümüzdeki yılın ikinci çeyreğinde aşlayacağız. Türbin tedarikçileriyle görüşmeler son aşamaya geldi. Ekim ayı içinde belirlemiş oluruz diye düşünüyorum. Ayrıca Dalaman’da 124 MW’lık bir hidroelektrik projemiz bulunuyor, bu projeye de 2103'ün ikinci yarısında başlıyoruz” dedi.

 

Zorlu Enerji Grubu Proje Finans Müdürü Ahmet Yağmur Özdemir 16-17 Ekim'de TIREC'de Zorlu Enerji'nin planlarını anlatacak.

 

www.greenpowerconferences.com/windturkey ;

www.greenpowerconferences.com/geoturkey2012 ;

www.greenpowerconferences.com/tirec ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Wind Energy Booms in Turkey

Wind Energy Booms in Turkey | TIREC 2012 | Scoop.it

Turkish Boom in Wind Power Investments Wind power boasts the second highest share of renewable energy production in Turkey, and its prospects look brighter each day. According to 2010 data from the Turkish power-generation corporation, electricity generated from renewable resources had a 19.7% share of total power: 18.5% hydroelectric energy, 0.8% wind power and 0.4% for other renewables such as landfill gases, biogas, and biomass. By comparison, 48.6% of total energy was supplied by natural gas and 31.7% by petroleum and coal. Yet by end of 2011 this breakdown had begun shifting in favor of renewable resources, with wind energy now amounting to 2% of total power generation in Turkey.
The November 1st 2007 License Applications
Investments in Turkish wind power have grown steadily over the past few years thanks to governmental incentives. In November 2007, the Turkish Energy Market Regulatory Authority (EMRA) announced that investors weren’t obligated to have a grid connection plan or have conducted long-term wind measurements beforehand in order to apply for a license; these steps could be postponed till after approval. The new setup aimed to cut down on pre-investment costs, encouraging industry players to invest in wind energy.
However this “act of good faith” would result in a surprisingly large number of applications piling up on EMRA’s desk. Turkey’s total predicted technical-economic wind potential was 38,000 MW, yet the 752 power generation license applications submitted by November 1, 2007 would amount to 78,000 MW; it took the EMRA 3 years to screen all of these projects. Due to limited transformer capacity, the Turkish Electricity Transmission Corporation would hold a competition to resolve conflicts arising from multiple applications for the same region. When two or more projects were in conflict for the same region, the ones that added the most value per kWh energy produced would be approved. What were once incentives were now constraints. As a result, some investors held back while others tried to outbid as much as possible, pushing small investors out of the picture. One of the world’s most popular sources of renewable energy, wind energy is not usually accustomed to such “adverse-incentive” schemes.
Strategic Target Plan
In accordance with the Ministry of Energy’s Strategic Plan, Turkey is targeting 20,000 MW installed wind-power capacity by the end of 2023. Today that number is just 1,800 MW, meaning the strategic plan calls for an additional 18,200 MW of installed capacity. Each MW of wind-power installed requires an investment of approximately 1.3 million USD. The turbine bears the lion’s share of this burden, amounting to 70 percent of the total cost. Meanwhile a new project under the name MILRES is gaining momentum, aiming to further develop Turkey’s wind energy sector thanks to the invaluable contributions of 126 professionals from local universities, industrial associations and governmental institutions. This project will allow Turkey to manufacture its own wind turbines instead of importing them from China. Furthermore, the 2011 Law on Utilization of Renewable Resources was amended in favor of domestic production. The government normally pays 7.3 dollar cents per kWh energy produced via wind power, but the law now brought additional incentives for domestic producers: 0.6 dollar cents were added for producers using domestically-manufactured towers, 0.8 dollar cents for domestic blades, 1.3 dollar cents for domestic rotors and nacelles and 1.0 dollar cents for domestic generators and electronics.
Today’s Situation
With plenty of wind power projects on the way, EMRA is no longer accepting license applications. But with the new renewable-energy law enacted this past March steps have been introduced allowing for the generation of electricity without a license, provided the installed capacity does not exceed 500 kW. As a result, the number of companies offering turn-key power plant installation has increased, as has the manufacture of low-capacity turbines as well as related R&D. This new boom in the market makes Turkey an attractive destination for foreign investors and vendors seeking to spread their know-how and technology to new markets. But Turkey’s ambitions aren’t just limited to erecting wind farms on its soil; it also wants to eventually compete with China in the manufacture of wind turbines. To make up for its limited know-how, Turkey is more than willing to open up to the world. In order to promote the Turkish energy market, the sector organizes many trade fairs as well as regular networking events, all in the name of attracting foreign investment. With its advantageous geography, it seems Turkey will soon be strengthening its foothold in the energy sector, all thanks to rising R&D investments and the growing collaboration between universities and the private sector.

 

Türkiye Uluslararası Yenilenebilir Enerji Kongresi TIREC 16-17 Ekim'de İstanbul'da


www.greenpowerconferences.com/tirec ;
www.greenpowerconferences.com/windturkey ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Renewables only energy source to offer price reductions

Renewables only energy source to offer price reductions | TIREC 2012 | Scoop.it
Renewables, led by photovoltaics, are the only options for energy price reductions in the future, says the European Commission’s Joint Research Center (JRC).

In addition to calculating how many GWs of photovoltaics could have been installed using past fossil fuel subsidies, its new report looks at investment in the sector, and emerging markets.

Despite the subsidy saga, renewable energy investment was said to have hit a record high of $263 billion (€202 billion) in 2011, of which solar comprised $128 billion.
SolarWorld AG
In its new 'PV Status Report 2012, Research, Solar Cell Production and Market Implementation of Photovoltaics', the JRC states that photovoltaics is the "key" to a decarbonized energy landscape, due to the global abundance of solar resources and its unsuitability for monopolization.

"Regardless for what reasons, and how fast the oil price and energy prices increase in the future, photovoltaics and other renewable energies are the only ones to offer a reduction of prices, rather than an increase in the future," states report author, Arnulf Jäger-Waldau.

Fossil fuel subsidies

While positive, the news will do nothing to sweeten the fact that fossil fuels are still receiving strong political support, in the form of subsidies, across the globe. Indeed, a thorn in many a renewable energy industry players’ side is the continuation of the generous fossil fuel subsides, which are currently flying in the face of reductions to renewable energy policies and, specifically, photovoltaic remuneration, in such regions as Germany, Italy, Spain, France, Australia, the U.S. and the U.K.

According to the International Energy Agency (IEA), in 2010, US$409 billion was spent, by 37 governments, "on artificially lowering the price of fossil fuels". In the same year, renewable energy subsidies were said to have reached just $66 billion.

Meanwhile, according to a joint report by the IEA, Organization of the Petroleum Exporting Countries (OPEC), Organization for Economic Co-Operation and Development (OECD) and the World Bank, released in 2011, around $1,840 billion (€1,415 billion) was spent on direct fossil fuel consumption subsidies and tax breaks between 2007 and 2010.

"With 2007 to 2010 PV system prices, this subsidy would have been sufficient to install about 340 GW of PV systems world-wide. With the current system cost around 3 $/Wp (2.3 %/Wp), the amount would be sufficient to install 610 GW of photovoltaic electricity systems," continues Jäger-Waldau.

Solar investment

Despite the subsidy saga, renewable energy investment was said to have hit a record high of $263 billion (€202 billion) in 2011, with 85% of the funds coming from non-governmental, non-research sources, says Jäger-Waldau.

Comprising the lion’s share was the solar sector, which accrued $128 billion (€98.5 billion) of the $263 billion total. Broken down, investments in distributed photovoltaic projects was said to have grown the most, at 25%, to reach $71.5 billion (€55 billion); followed by public and private research and development investments at $26 billion (€20 billion); asset finance at $141 billion (€108 billion); and venture capital and private equity investments at $8.6 billion (€6.6 billion).

Emerging trends

Referring to the difficult economic situation lingering in the photovoltaics industry, the JRC report said that while issues will remain in the near term, it will continue to demonstrate "significant long-term growth". However, due to the accelerated pace the industry is growing at, and taking into account its GW ambitions, consolidation is a reality, representing both opportunities and risks.

"If the new large solar cell companies use their cost advantages to offer lower-priced products, customers will buy more solar systems and it is expected that the PV market will show an accelerated growth rate. However, this development will influence the competitiveness of small and medium companies as well.

"To survive the price pressure of the very competitive commodity mass market, and to compensate the advantage of the big companies made possible by economies of scale that come with large production volumes, they have to specialise in niche markets with high value added in their products," states Jäger-Waldau, who adds, "The other possibility is to offer technologically more advanced and cheaper solar cell concepts."

Overall, he believes a number of different pathways have to be pursued concurrently, in order to maintain the "extremely high" growth rate of the industry. These are:

Further reduction of material consumption per silicon solar cell and Wp, e.g. higher efficiencies, thinner wafers, less wafering losses, etc.;
Accelerated ramp-up and cost reduction of thin-film solar cell manufacturing;
Accelerated CPV introduction into the market, as well as capacity growth rates above the normal trend;
Development of new business models for the collection, sale and distribution of photovoltaic electricity, e.g. development of bidding pools at electricity exchanges, virtual power plants with other renewable power producers and storage capacities; and
Adaptation of the regulatory and legal procedures to ensure a fair and guaranteed access to the electricity grid and market.

 

 

Türkiye Uluslararası Yenilenebilir Enerji Kongresi TIREC 16-17 Ekim'de İstanbul'da

www.greenpowerconferences.com/tirec ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Bulgaristan'da güneş ve rüzgar enerjilerinin alım fiyatları belirsiz süreliğine düşürüldü

Bulgaristan'da güneş ve rüzgar enerjilerinin alım fiyatları belirsiz süreliğine düşürüldü | TIREC 2012 | Scoop.it

Özellikle güneş enerjisi alanında çok hızlı bir yatırım sürecinin yaşandığı Bulgaristan'da devrede olan projelere sağlanan alım garantilerinin düşürülmesine yönelik bir düzenleme yürürlüğe girdi.

Karar Bulgaristan'da faaliyet gösteren elektrik dağıtım şirketleri EVN, Energo Pro ve CEZ şirketlerinin, yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektriğin dağıtım maliyetinin diğer kaynaklara göre çok daha yüksek olduğuna dair itirazları üzerine alındı.
Yürürlüğe giren karar mevcut güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarına sağlanan alım garantilerinin geçici olarak yüzde 5 ila 39 arasında düşürürken, uygulamanın ne zaman sonlanacağı ile ilgili olarak ise herhangi bir bilgi verilmedi.
Düzenleme kurulu gücü 200 kW'ı aşan fotovoltaik sistemler ile üretilen elektriğin alım garantilerinde 1 Temmuz - 31 Aralık 2011 tarihleri arasında devreye girenlerde yüzde 20, 1 Ocak - 30 Haziran 2012 arasında devreye girenlerde yüzde 39 ve 1 Temmuz ile 1 Eylül 2012 arasında devreye girenlerde yüzde 5'lik kesinti getiriyor.
Rüzgar enerjisi santrallerinde üretilen elektriğin alım fiyatları ise yüzde 10 oranında geriliyor.
Konu hakkında basın açıklaması yapan Bulgaristan Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı Sebastian Noethlichs ise bu kararın bir çok rüzgar enerjisi projesinin iflasına neden olabileceğini söyledi. Noethlichs bu düzenlemeye karşı çıkmak için gelecek hafta Bulgaristan mahkemelerinde gerekli yasal işlemlere başlayacaklarını ayrıca Avrupa Komisyonu için ayrı bir şikayet başvurusu yapacaklarını söyledi.
Bulgaristan Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı toplantıda ayrıca rüzgar ve güneş enerjisi yatırımcılarının uluslararası fonları dahil etmeden yalnızca yerel bankalara olan borçlarının 2 milyar leva - yaklaşık 1.33 milyar dolar - olduğu bilgisini paylaştı.
2011 yılı sonunda güneş enerjisinde 134 MW'lık kurulu gücün bulunduğu Bulgaristan'da Haziran ayında sona erecek olan yüksek teşviklerden yararlanmak isteyen yatırımcıların yüksek ilgisi ile sadece bu yıl 700 MW'lık güneş enerjisi santral kurulumu gerçekleşmişti.
Bu ülkede Anel Enerji ve Epse Enerji gibi Türk şirketlerin de santral yatırımları bulunurken, fon yönetimi şirketi Crescent Capital ise Temmuz ayında bu ülkede 60 MW kurulu gücündeki bir santrali Suudi ACWA ve diğer bir fon şirketi First Reserve ile beraber satın almıştı.

 

Bulgaristan Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı Sebastian Noethlichs 16-17 Ekim'de Türkiye Uluslararası Yenilenebilir Enerji Kongresi TIREC bünyesinde Bulgaristan'daki gelişmeleri anlatacak.

 

www.greenpowerconferences.com/windturkey ;

www.greenpowerconferences.com/tirec ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Jeotermalin kapasitesi talebi karşılayamıyor

İzmir Jeotermal A.Ş. Genel Müdürü Sinan Arslan, "Yeni abone alamayacağız ve hizmet kalitesinin artırılması için çalışmalar yapacağız" diye konuştu

 

İzmir'de yıllardır evlerin ısınmasında kullanılan jeotermal enerjide kapasite yeterliliğine ulaşıldı. Artık Balçova ve Narlıdere'de jeotermal ısınma konusunda yeni abone alınmayacak. Sıcak su kuyularında hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapılacak. İzmir'de 1981 yılında İl Özel İdaresi ve Büyükşehir Belediyesi ortaklığında kurulan İzmir Jeotermal A.Ş, 2012 sonu itibariyle Balçova ve Narlıdere'deki yeni yerleşim birimlerine jeotermal enerji verilmeyeceğini açıkladı. İzmir'in EXPO 2020 adaylığının gerçekleşmesi halinde ise İnciraltı bölgesine yetebilecek jeotermal ısıtma planlamasının yapıldığı açıklandı.

28 BİN KONUT
İl Özel İdaresi ve Büyükşehir Belediyesi ortaklığındaki Jeotermal A.Ş'nin Balçova ve Narlıdere'de yaklaşık 28 bin konuta sağladığı jeotermal ısıtma enerjisi, kapasite yeterliliğine ulaştı. Jeotermal enerji kullanan konut sayısının 2012 sonunda 33 bine ulaşacağı, orta vadede yeni yerleşim alanları ile mahallelere dağıtımın yapılmayacağı açıklandı. 4 bin 500 konutu kapsayan Balçova Jeotermal Bölge Isıtma Sistem-3 Etap-1 projesinin Kasım ayında tamamlanacağı ve bundan böyle
hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik işlemlerin gerçekleşeceği dile getirildi. İzmir Jeotermal A.Ş. Genel Müdürü Sinan Arslan, 9 kuyu ile sağlanan jeotermal ısı kullanımının fiili kapasiteye ulaştığını belirterek, bu yıl sonu itibarıyla yeni yerleşim bölgelerine jeotermal ısıtma sistemlerinin bağlanmayacağını açıkladı. Jeotermal ısı alanlarının sınırlarını çizdiklerini söyleyen Arslan, "Balçova ve Narlıdere'de 28 bin konut jeotermal enerjiden faydalanıyor. Bu yıl içerisinde 4 bin 500 konutu kapsayan Balçova Jeotermal Bölge Isıtma Sistem-3 Etap-1 projesini hayata geçireceğiz. Proje, Balçova Çetin Emeç mahallesinin tamamı ve Teleferik mahallesinin bir kısmını kapsıyor. Bu bölgeler haricinde yeni yerleşim alanlarına orta vadede jeotermal enerji vermeyi düşünmüyoruz. Jeotermal enerji olanakları artık maksimum değerlerde kullanılmaktadır" dedi.

KUYULAR İZLENECEK
Arslan, "Kuyularda fiili kapasiteye ulaşıldı. Bu nedenle mevcut 9 kuyu 2-3 yıl izlenecek, ısıtma kapasitesi ve kalitesi matematiksel olarak değerlendirilecek. 4 bin 500 konutun ihtiyacını karşılamak amacıyla yeni ısı merkezi kuracağız. Enerji nakil hatları çekeceğiz. Mevcut binaların eksiklerini tamamlayarak tasarruf olanaklarını araştıracağız" dedi. Arslan, "2005 yılında 12 bin konutu, 12 bin metreküplük termal enerjiyle ısıtıyorduk. 2011 yılında 12 bin metreküplük termal enerjiyle bu kez 28 bin konut ısıttık. Aradan geçen yıllarda tasarruf yapmayı ve az enerjiyle daha fazla konutu ısıtmayı başardık. Önemli ölçüde sistem verimliliği sağladık" dedi. Arslan, kaynakların doğru kullanılmasının önemine değinerek, "Kuyuların doğru işletilmesi çok önemlidir. Bu şekilde kıyamete kadar ısınma sürer" dedi.

"EXPO için kaynak var"
İzmir'in EXPO 2020'yi kazanması halinde ihtiyaç duyulacak enerjinin planlandığını belirten Sinan Arslan, "Termal kuyuların kapasitesine göre konutlara verilecek suyun miktarını hesaplıyoruz. Jeotermal enerjinin EXPO'nun ihtiyacını karşılayabilmesi için hazırlığımızı yaptık" dedi.

 

İzmir Jeotermal A.Ş. Genel Müdürü Sinan Arslan Türkiye Uluslararası Yenilenebilir Enerji Kongresi TIREC'de İzmir'in Jeotermal çalışmalarını anlatacak.

 

TIREC 16-17 Ekim'de İstanbul Barcelo Eresin Topkapı Otel'de gerçekleşiyor.

 

www.greenpowerconferences.com/tirec ;

www.greenpowerconferences.com/geoturkey2012 ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

RES Samsun'da 48 MW'lık rüzgar santrali lisans aldı

Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya Pasifik'te faaliyet gösteren yenilenebilir enerji üreticisi RES Grubu’na bağlı şirketlerden biri olan RES Anatolia, Samsun'un Havza İlçesi’nde 48 MW'lık bir rüzgâr santralinin lisansını aldı.

2016 yılında faaliyete geçecek olan santralin inşaatına 2014 yılının ilk yarısında başlanması planlanıyor. Türkiye'de güneş ve rüzgâr santralleri alanında daha fazla yatırım yapmayı planlayan RES, önümüzdeki 10 yıl içerisinde portföyünü her yıl 50-100 MW arasında büyütmeyi hedefliyor.

2011 ve 2012 yıllarında Türkiye Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu EPDK'dan toplamda 170 MW’lık enerji üretim lisansı alan RES Anatolia´nın portföyüne eklenecek olan Havza Rüzgâr Santrali, şirketin Karadeniz Bölgesi’ndeki ilk yatırımı olacak.

Rüzgâr santrali, yıllık 126 GW’lık elektrik üretecek ve toplam yatırım maliyeti yaklaşık 75 milyon Euro olacak. Rüzgâr santraline ilişkin çevre etüdü tamamlanmış durumda olan RES Havza rüzgâr santrali, 69.000 hanenin ihtiyacını karşılayabilecek elektriği üretecek ve yılda 76.000 ton karbondiyoksit emisyonunu önleyerek çevrenin korunmasına önemli katkıda bulunacak.

RES Mediterranean CEO'su Jean-Marc Armitano konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye istikrarlı şekilde büyüyen bir ülke ve biz de uzun vadeli planlar için buradayız. Hali hazırda rüzgarda 170 MV’lık bir üretim lisansının sahibiyiz. Rüzgâr ve güneş enerjisi alanında üzerinde çalışılan birkaç yüz MW’lık projelerimizle ilgili çalışmalarımız da devam etmekte. Bugün, portföyümüze yeni katılan Karadeniz Bölgesi’ndeki ilk rüzgâr santrali yatırımımızı duyurmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu proje, bizim için çok önemli bir pazar olan Türkiye’de önemli bir kilometre taşını ifade ediyor. Bu rüzgâr santrali, Türkiye'nin 2023 hedeflerine de katkıda bulunacak. Şu ana kadar, dünya çapında 6.000 MW'ın üzerinde rüzgâr enerjisi kapasitesine sahip tesisler geliştirdik ve inşa ettik, bu kapasitenin 700 MW’ının mülkiyet ve işletmesi tamamen RES’e ait bulunuyor. Türkiye'de de portföyümüzü önümüzdeki 10 yıl boyunca her yıl 50-100 MW artırmak istiyoruz. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının bir yandan Türkiye’nin iklim değişikliğine etkisini azaltırken diğer yandan da Türkiye’de artan enerji ihtiyacının karşılanmasına önemli bir katkı sağlayacağına inanıyoruz.”

RES Mediterranean Ticari Direktörü William Hopkins de açıklamasında “RES, 30 yıldan uzun bir süredir yenilenebilir enerji geliştirilmesi ve 6 GW’tan fazla kurulu kapasitenin işletmeye alınması alanlarında kayda değer bir geçmişe sahip. Türkiye pazarına zengin bir bilgi birikimi ve deneyim taşıyacağız. Geçmişteki kapsamlı deneyimlerimizi, Havza'da yüksek verimliliğe ve performansa sahip bir enerji santrali inşa etmek amacıyla kullanacağız” ifadesini kullandı.

RES Anatolia Proje Geliştirme Müdürü Şener Özgül de, “Samsun bu yatırım için ideal koşullara sahip. Yarım milyonu aşkın nüfusu ile şehir, bölge içerisinde önemli ölçüde gelişmiş durumda ve aynı zamanda Orta Karadeniz kıyılarındaki en büyük limana sahip. Havza rüzgâr santralinin inşaatıyla birlikte Türkiye'deki yatırımlarımıza devam etmek için sabırsızlanıyoruz” dedi.

 

RES Mediterranean Ticari Direktörü William Hopkins Türkiye Yenilenebilir Enerji Kongresi TIREC'de deneyimlerini aktaracak. RES'in Uluslararası piyasalardaki ve Türkiye'deki deneyimleri ve planları hakkında bilgi almak için TIREC'e katılın

Detaylı bilgi: www.greenpowerconferences.com/windturkey ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

YEKDEM başvuruları başladı

YEKDEM başvuruları başladı | TIREC 2012 | Scoop.it

EPDK, YEKDEM Yönetmeliği uyarınca 2013 yılında YEK destekleme mekanizmasından yararlanmak isteyen üretim lisansı sahibi tüzel kişilerin en geç 31 Ekim 2012 tarihi mesai saati sonuna kadar Kuruma başvurması gerektiğini duyurdu.

EPDK, yayınladığı duyuruda; YEKDEM Yönetmeliği uyarınca 2013 yılında YEK destekleme mekanizmasından yararlanmak isteyen üretim lisansı sahibi tüzel kişilerin en geç 31 Ekim 2012 tarihi mesai saati sonuna kadar Kuruma başvurması gerektiğini bildirdi. 31 Ekim 2012 tarihi itibariyle Kuruma ulaşmamış evraklar dikkate alınmayacak. Evrakların postaya verilme tarihi ve oluşabilecek gecikmeler de dikkate alınmayacak.

Başvuru yapmak isteyen lisans sahibi tüzel kişilerin; YEKDEM Yönetmeliğinin ekinde yer alan Başvuru Dilekçesini ve ilgili Kurul Kararına göre hazırlanmış Bilgi Formunun ilgili nüshasında öngörülen bilgileri, başvuru dosyasında Kurumü sunması gerekiyor.

18 Mayıs 2005’ten sonra işletmeye giren tesisler başvurabilecek

YEKDEM başvuruları 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, YEK Kanunu, YEKDEM Yönetmeliği ve elektrik piyasası mevzuatı hükümleri çerçevesinde incelenecek. YEK destekleme mekanizmasından 2013 yılında yararlanmak isteyen lisans sahiplerinin başvurularına konu üretim tesislerinin; 18 Mayıs 2005 tarihi ve sonrasında işletmeye girmiş olması, başvuru tarihi itibarıyla geçici kabulü yapılarak işletmeye alınmış olması, lisansına derc edilmiş kurulu gücünün tamamının devreye alınmış olması gerekiyor.

Ayrıca 2013 yılında YEK Destekleme Mekanizmasından yararlanmak amacıyla 31 Ekim 2012 tarihi mesai saati sonuna kadar Kuruma başvuru yapan kişilerden YEK Destekleme Mekanizmasına yaptıkları başvurularını sonlandırmak isteyenlerin taleplerini en geç Ekim ayı sonuna kadar Kuruma yazılı olarak iletmeleri gerekiyor.

Başvuru yapacak lisans sahipleri Başvuru Dilekçesinin imzalı nüshasının bir sureti ile başvuru eki Bilgi Formunun imzalı nüshasının bir suretini pdf dosyası olarak ve ayrıca aynı belgeleri word dosyası olarak bilgielektrik@epdk.org.tr adresine e-posta yoluyla göndermeleri gerekiyor.

Perakende satış lisansı sahibi dağıtım şirketlerinin; bölgelerinde üretim yapacak lisanssız elektrik üreticileri için YEKDEM Yönetmeliği uyarınca başvuru da bulunmaları gerekiyor.

 

Türkiye yenilenebilir enerji piyasaları, son düzenlemeler ve yasalar hakkında bilgi almak için Türkiye Uluslararası Yenilenebilir Enerji Kongresi TIREC'e katılın

Ayrıntılı bilgi: www.greenpowerconferences.com/tirec ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye'ye gelecek yıl en az 1 milyar euro yatırım yapmayı düşünüyor

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye'ye gelecek yıl en az 1 milyar euro yatırım yapmayı düşünüyor | TIREC 2012 | Scoop.it

Türkiye'ye bu yıl 1 milyar euro civarında yatırım yapmayı öngören Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), gelecek yıl da en az aynı seviyede yatırım yapmayı planlıyor.

EBRD Başkanı Suma Chakrabarti dün akşam gazetecilerle yaptığı toplantıda bankanın özellikle yenilenebilir enerji ve tarım alanında yüksek taleple karşılaştığını ifade ederek, "Gelecek yıl da en az bir milyar euro yatırım yapacağımıza güveniyorum" dedi.
Gelişmekte olan Avrupa ve Orta Asya ülkelerinde faaliyet gösteren ve bu yıl Ürdün, Tunus, Fas ve Mısır'da da yatırım yapmaya başlayacak olan EBRD,Türkiye'de faaliyete başladığı 2009 yılından bu yana 2 milyar euro yatırımyaptı.

EBRD bankalar aracılığıyla küçük ölçekli şirketlere kullandırdığı kredilerve büyük projelere doğrudan verdiği krediler dışında özel şirketlerin sermayesine ortak olma yoluna gidebiliyor.

EBRD, Temmuz ayında tarım sektöründe faaliyet gösteren Tiryaki Agro'ya 25milyon dolar tutarında sermaye desteği sağlamıştı.
EBRD'nin Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya'dan sorumlu yöneticisi Olivier Descamps, bankanın şirket sermayesine yatırım için iki farklı yaklaşım benimsediğine dikkat çekerek, "Özel şirketlere doğrudan yatırım yapılabildiği gibi... başka bir seçenek bölgesel özel sermaye fonlarına da yatırım söz konusuolabilir" dedi.

EBRD'nin Türkiye yöneticisi Michael Davey'de bankanın özel şirketlere sermaye yatırımını artırmak istediğini ifade ederek, "Şu ana kadar az sayıda sermaye yatırımı oldu, sayılarının artmasını istiyoruz" dedi.

 

EBRD Güç ve Enerji Kurumları Türkiye yetkilisi Andi Aranitasi 16 Ekim'de TIREC açılış finans oturumunda EBRD'nin Türkiye yatırımlarını anlatacak.

EBRD tarafından geliştirilen TURSEFF (Türkiye Sürdürülebilir Enerji Finansman Programı) hakkında bilgi vermek üzere Proje Finans Uzmanı Burak Kartal da GeoPower Turkey bünyesinde konuşma yapacak.

Katılım için www.greenpowerconferences.com/tirec

www.greenpowerconferences.com/geoturkey2012

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Bursa'da 2009'da kurulan Jeotermal Enerji Anonim Şirketi, (A.Ş) üretime geçiyor.

Bursa'da 2009'da kurulan Jeotermal Enerji Anonim Şirketi, (A.Ş) üretime geçiyor. | TIREC 2012 | Scoop.it

Bursa'da 2009'da kurulan Jeotermal Enerji Anonim Şirketi, (A.Ş) üretime geçiyor.
Bursa İl Özel İdaresi'nden yapılan açıklamada, Jeotermal Enerji A.Ş'de yürütülen çalışmaların, şehir merkezinde devam eden etaplarının ekim ayında tamamlanmasının beklendiği belirtildi.
Üretim aşamasına geçmek için yapılan çalışmaların sonunda, termal yatak kapasitesi 1500 olan şirketin, bu sayıyı 7 bine çıkarılacağı, 6 üretim kuyusunda, saniyede 300 litre suya ulaşılacağı açıklandı.
Bursa İl Genel Meclisi Başkanı Nedim Akdemir, Bursa'daki jeotermal potansiyelin varlığını araştırmak, var olan potansiyeli yeryüzüne çıkarmak, turizm ve enerji amaçlı kullanım altyapılarını oluşturmak amacıyla 2009'da kurulan Jeotermal A.Ş ile, gelecek nesillere büyük bir jeotermal miras bırakıldığını belirtti.
İl Genel Meclisi'ndeki siyasi grup temsilcileriyle beraber Jeotermal A.Ş'de incelemelerde bulunduklarını ifade eden Akdemir, "Bacasız sanayi dediğimiz Jeotermal A.Ş, turizmin tetikleyicisi olacak. Yaptığımız çalışmalarla, 45 otele sıcak su veriyoruz. 20 tanesiyle anlaşma sağlandı, geri kalan 25 otelle de en kısa zamanda anlaşma sağlanacaktır" ifadelerini kullandı.
Yapılacak yeni sondajlarla suyun yaklaşık 4 bin konutu ısıtacak seviyeye gelebileceğini belirten Akdemir, ilk hedeflerinin ise turizme hizmet olduğunu ifade etti.
Akdemir, Jeotermal A.Ş'nin bin yıllık Bursa'nın geleceğine ışık tutacağını kaydetti.
İl Genel Meclisi Ak Parti Grup Başkan Vekili Fethi Yıldız ise "Jeotermal A.Ş ile, Bursa'nın geleceğini tarih olarak yazıyoruz diye düşünüyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Rüzgâr enerjisi santral yatırımları için izin alınması gereken kurumlar arasına Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) da eklendi...

Rüzgâr enerjisi santral yatırımları için izin alınması gereken kurumlar arasına Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) da eklendi... | TIREC 2012 | Scoop.it

Enerji Bakanlığı ve MİT'in ortak çalıştığı protokol, EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) ve TÜBİTAK'ın imzasıyla resmen yürürlüğe girdi. Yeni dönemde rüzgâr yatırımları için MİT'in görüşü de alınacak. MİT, yatırımlara olumlu görüş veya ret cevabı verebilecek. Yatırımlar için kısmi olur da söz konusu. Enerji yönetimi, izin konusunun çok uzun veya yatırımı olumsuz etkileyecek bir süreç olmayacağı bilgisini verdi. Ancak yatırımcılar endişeli. Rüzgâr Enerjisi Santralları Yatırımcıları Derneği (RESYAD) Başkanı Selahattin Baysal, MİT'in de olurunun alınacak olmasının yatırım sürecini olumsuz etkileyeceği görüşünde. İzin sürecinin yabancı yatırımcı ve finansörlere anlatmakta zorluk çektiklerini söyleyen Baysal, "Rüzgâr yatırımcısı artık kalp krizi geçiriyor. Ben de kriz geçirdim." dedi.

MİT, rüzgâr santrallerinin elektronik sistemleri etkilediği gerekçesiyle yatırımdan önce kendi görüşünün de alınması için Enerji Bakanlığı'na başvurmuştu. MİT'in talebini incelemeye alan Bakanlık, ortak protokol hazırladı. Hazırlanan protokol Enerji Bakanlığı, EPDK, MİT ve TÜBİTAK'ın imzasıyla yürürlüğe girdi. Zaman, söz konusu protokol hazırlığını 18 Haziran 2012 tarihinde kamuoyuna duyurmuştu. Yeni protokolle EPDK, lisans başvurularını TÜBİTAK'a gönderecek. TÜBİTAK da MİT-Genelkurmay'ın görüşüne göre EPDK'yı bilgilendirecek ve lisans süreci olumlu veya olumsuz sonuçlanacak. Enerji yönetiminden bir kaynak şunları söyledi: "Artık rüzgâr enerjisinin önündeki engeller kaldırıldı. MİT kendisi ile ilgili görüş beyan edecek. Çok az da olsa analiz sonucuna göre türbinlerde koordinat değişikliğine ihtiyaç duyulabilir. Ama yatırımla ilgili süreç netleşmiş oldu."

Rüzgâr enerjisi yatırımında izin sürecinin uzaması yatırımcıları hasta ediyor. RESYAD Başkanı Selahattin Baysal, yatırım sürecinin uzamasını yabancı yatırımcı ve finansörlere anlatmakta zorluk çektiklerini söyledi. Baysal'a göre EPDK, Bakanlık, TÜBİTAK (4 kuvvet komutanlığına soruyor) ve şimdi de MİT'e sorulacak olması lisans sürecini uzatacak. Baysal şunları kaydetti: "1 Kasım 2007'de lisans başvurusu yapıldı. Şimdi şundan izin al, bundan da al. Son olarak da MİT. Zaten süreç hızlı yürümüyor, şimdi daha da uzayacak. Oysa yapılacak iş, lisans şartlarının önceden belirlenmesi. Devlet kuralları koyar, ona göre izin alınır. Ama uygulamada tam tersi oluyor."(Zaman)

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Wind energy investment on the rise

Wind energy investment on the rise | TIREC 2012 | Scoop.it
The government has planned major investment projects in wind energy, but experts argue that red tape is slowing down growth and investment.

Turkey is one of the fastest growing wind energy markets in the world as the government looks to not just meet a portion of domestic energy demand with wind power, but also to become a regional wind energy hub.

 

The country has shown relatively strong growth in the wind sector, as it had only 50 MW of installed capacity in 2006. Turkey currently has 150,000 MW of potential wind power generation, but currently only receives 2.1 percent, or approximately 2,041 MW of its energy from wind power. By 2023, the ministry of energy aims for wind power to produce 20,000 MW at a cost of almost 100 billion euros.

Erol Demirer, the CEO of wind energy company Demirer Holding and a Turkish businessman who established the first wind power turbine in Turkey decades ago, called the government's objectives "exciting, but too optimistic."

Energy experts point to bureaucratic and financial hurdles standing in the way of fully exploiting Turkey's wind energy potential. A web of red tape, involving at least six ministries and public authorities ranging from the ministry of environment to the National Intelligence Organisation and the Scientific and Technological Research Council, is a disincentive to investors who must wait for many years before developing projects.

“In some cases, we, as investors, become obliged to ensure the dialogue between those authorities,” Demirer told SES Türkiye.

Increasing wind power generation alongside other renewable energy sectors could reduce Turkey's heavy dependence on imported energy. Currently about 30 percent of the total energy demand is met by domestic resources, mostly hydroelectric power. And, wind energy only amounts to 2 percent of total power generation in Turkey.

One of the greatest problems the sector encounters is the production of turbines, depending a constant flow of imports, and the turbine constitutes almost 70 percent of the total cost. In an attempt to design, develop and produce a domestic wind turbine programme, the government, private sector and academia have come together in a 50 million TL National Wind Energy System project.

The objective of the project is not only to develop wind turbine technology, but also to turn Turkey into a regional wind energy hub, drawing in foreign investors looking to enter regional markets.

However, according to investor Demirer, this project should not be focused on designing a local production from scratch, but to develop initially an effective local sub-industry for the production processes. Demirer thinks that in some cases it would be better to join with foreign investors rather than to produce totally with local resources.

As part of Turkey's renewable energy strategy, the government enacted a law in 2007 providing incentives for wind energy including price supports, or so-called feed-in tariffs. The tariffs were revised in 2011 and the price of wind remained at the $0.073 per KWh rate, lagging behind European competitors.

The new law also guarantees up to $0.067 in tariff support for projects using domestically sourced materials, helping to bring down the high cost of import materials. In the initial version of the law, 100 percent of the components were required to be locally produced, but recently the percentage were changed and reduced to 55 percent, satisfying the investors, although the tariff support has not started yet to be implemented.

"As long as the local production of wind power generation elements, like turbines or generators, are encouraged enough by Turkey’s relevant authorities, it will boost the potential of local employment and production opportunities in the sector," Salahattin Baysal, chairman of Wind Power Plants Investors’ Association, told SES Türkiye.

Baysal also said current feed-in-tariffs are less than the current average market price and in comparison with some pioneer European countries like Germany, which diminishes the appeal of the sector.

From the point of view of Turkish investors, Demirer said Turkey could attract foreign investors to the country if it provides a friendly business environment for companies to build plants and sell their products in and abroad.

"In other words, Turkey should transform its geographical advantage into a wind energy hub for foreign investors that will consider here as a bridge to new markets in Middle East and Asia," Demirer said.

The sector also waits for Turkish Energy Market Regulatory Authority to start accepting license applications. However, no date has been set. Turbines that are 500kW and smaller don’t need a license.

"We have the technical capacity and many investors are ready to strengthen Turkey's capacity in that sector. However, all of them are waiting for licenses," Tanay Sidki Uyar, vice president of the World Wind Energy Association, told SES Türkiye.

"At the moment Turkish authorities prefer instead to give more emphasis on hydropower and coal power plants, which are more lucrative and have strong lobbies among decision makers," he said.

 

For latest developments on Wind Power in Turkey;

www.greenpowerconferences.com/windturkey ;

www.greenpowerconferences.com/tirec ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Jeotermal enerjiyle kurutulacak ürünler Avrupa'ya ihraç edilecek.

Jeotermal enerjiyle kurutulacak ürünler Avrupa'ya ihraç edilecek. | TIREC 2012 | Scoop.it
Kütahya'nın Simav ilçesinde, meyve ve sebzelerin jeotermal enerjiyle kurutularak Avrupa ülkelerine pazarlanması amacıyla bir firma tarafından tesis kuruluyor. Simav Belediyesi ile anlaşarak tesis kurma çalışmalarına başlayan firmanın Gıda Mühendisi Mecnun Mert, AA muhabirine, ilçede daha önce termal tesis, konut, iş yeri ve seraların ısıtılmasında kullanılan jeotermal enerjiden sebze ve meyvelerin kurutulmasında yararlanmak üzere çalışma başlattıklarını söyledi.

Eynal Kaplıcalan'nda 400 metrekare kapalı alanda tesis kurma çalışmalarının sürdüğünü belirten Mert, şöyle konuştu: "Küçük ve Orta Ölçekli işletmeleri Geliştirme ve Destekleme idaresi Başkanlığı'nın (KOSGEB) Ar-Ge programları çerçevesinde yüzde 75 oranında makine kurulum hibe desteğiyle tesis oluşturma çalışmalarına devam ediyoruz. Tesisin proje bedeli 1 milyon liradır. Başlangıçta 400 metrekare kapalı alanda en az 15 kişi istihdam ederek ayda ortalama 60 ton yaş meyve ve sebze kurutmayı hedefliyoruz. Bu şekilde elde edeceğimiz aylık 6 ton kurutulmuş sebze ve meyveyi, aracı kuruluşlar vasıtasıyla Avrupa Birliği (AB) ülkelerine pazarlayacağız."

 

Türkiye'deki Jeotermal Enerji pazarındaki gelişmeler için;

www.greenpowerconferences.com/geoturkey2012

www.greenpowerconferences.com/tirec ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Almanlar, Ege'nin güneşi için geliyor

Almanlar, Ege'nin güneşi için geliyor | TIREC 2012 | Scoop.it
Baden Württemberg eyaleti önümüzdeki ay kalabalık bir heyetle Türkiye'ye çıkarma yapacak...

Yeni Asır Yazı İşleri Müdürü Nevzat Dönmez'in Almanya'da görüştüğü Eyalet Başbakanı Winfried Kretschmann ve Enerji Bakanı Franz Untersteller özellikle Türkiye ile yenilenebilir enerji konusunda önemli görüşmeler yapacaklarını açıkladı. Stutgart'ta güneş enerjisi kullanarak faturaları 50 centten 18 cente düşürdüklerini söyleyen Bakan Untersteller, İzmir'in güneş enerjisi açısından Türkiye'nin gözbebeği olduğunu belirterek, "Türkiye'yi kıskanmıyorum dersem yalan olur" dedi.

GÜL'ÜN GEZİSİ
Yeni Asır Yazı İşleri Müdürü Nevzat Dönmez, önümüzdeki günlerde "Güneş Enerjisi" gündemiyle Türkiye'ye çıkarma yapacak olan Almanya'nın Baden Württemberg Eyaleti Başbakanı Winfried Kretschmann ve Enerji Bakanı Franz Untersteller ile görüştü.
Başbakan Kretschmann, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü Stutgart'ta ağırlamaktan çok mutluluk duyduklarını ve bu görüşmelerden sonra Türkiye'ye eyalet tarihinin en büyük heyeti ile gitme kararı aldıklarını belirterek, bu görüşmelerde iki ülke arasındaki özellikle eğitim ve enerji konusunda önemli adımlar atılacağını söyledi.
Almanya'da otomotiv sektörünün kalbi konumunda olan, eğitim kalitesinin en yüksek olduğu yer olarak bilenen Baden Württemberg Eyaleti Enerji Bakanı Untersteller ise Türkiye'ye yapacakları ziyarete çok önem verdiklerini ifade ederek özellikle rüzgar ve güneş enerjisi konularını gündeme getireceklerini belirtti. Türkiye'nin yenilenebilir enerji konusunda çok şanslı bir ülke olduğunu belirten Bakan Untersteller, "Rüzgar enerjisi konusunda ülkenizin kuzeyi, güneş enerjisi konusunda da özellikle Ege Bölgesi çok elverişli" dedi.

BÜYÜK DÜŞÜŞ OLDU
Güneş enerjisi kullanımı konusunda örnekler veren Untersteller, "Stutgart'ta güneş kendisini biraz gösterdiği gün kentin enerjisinin yüzde 30'unu karşılayacak enerji sağlıyoruz. Oysa Türkiye özellikle Ege ve İzmir bu konuda çok şanslı. Yılın tüm aylarında her zaman güneş var. Bundan en iyi şekilde yararlanılmalı. Türkiye'de yapacağımız görüşmelerde bunu dile getireceğiz" diye konuştu. Baden Württemberg eyalatinde daha önce halkın kilovat saat için 50 cent ödediğini, güneş enerjisine yapılan yatırımlarla bunun 18 cente düşürüldüğünü ifade eden Bakan Untersteller, "Hedefimiz bir yıl içinde bu rakamı 10 cente düşürmek. Bunun için çalışıyoruz" dedi.

Enerji Bakanı Yıldız ile görüşecek
Aynı teknolojinin özellikle Ege'ye ve İzmir'e kurulduğunda enerjinin önemli oranda ucuzlayacağını söyleyen Bakan Untersteller, "Bizde fazla olmayan güneŞ ışınları ile ancak bu kadar yapabildik. Fakat aynı teknoloji Ege ve kentlerine kurulduğunda çok daha büyük performans sağlanır. Enerji fiyatı da büyük oranda düşer. Türk Enerji Bakanı Yıldız ile görüşmemizde bu konuyu gündeme getireceğiz" diye konuştu.
Güneş enerjisi teknolojisinin önemli bir yatırım gerektirdiğini fakat daha sonra sistemin kendisini finanse ettiğini belirten Bakan Untersteller, "Biz bu sistemi kurarken Alman halkının enerji faturalarına yüzde 6 oranında zam yaptık. Topladığımız bu parayla sistemi kurduk. Şimdi herkes daha az enerji parası ödediği için mutlu ve o ödedikleri paranın çok üstünde tasarruf sağlıyorlar. Yenilebilir enerji konusunda, çoğrafi durumu ve hava yapısıyla çok ideal olan Türkiye önemli yatırımlar yapabilir. Hem çevreci hem ucuz enerji elde edebilir. Bu konuda Türkiye'yi kıskanmıyorum dersem yalan" olur diye konuştu. İzmir'i ve Ege'yi yakından tanıdığını bu bölgenin yapısını beğendiğini dile getiren Bakan Untersteller, "Hem çevreci hem ucuz enerjiyi sağlamak için her şartlar burada var. Biz de size bu konuda destek olmak istiyoruz" dedi.

AB İÇİN TAM DESTEK
Türkiye'nin AB üyeliğine tam destek olduklarını, Eyelat Başbakanı Kretschmann'ın da bu desteğini her fırsatta yenilediğini ifade eden Bakan Untersteller, "Türkiye son yıllarda ekonomik alanda büyük dinamizm gösteriyor. AB'ye girmesi konusunda hep destek olduk, olmaya da devam edeceğiz" diye konuştu. Nükleer enerji konusunda açıklama yapan Bakan Untersteller, "Biz eyalet olarak 2022 yılında bu konuyu tamamen kapatacağız. Artık nükleer enerji olmayacak. Bu konuda ülkeler kendi kararlarını da kendi verecek tabi" dedi.

 

Solar Turkey Konferansı 16-17 Ekim'de Istanbul'da;

www.greenpowerconferences.com/tirec ;

www.greenpowerconferences.com/solarturkey ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Çalışmalarına Başladı

Bir basın toplantısıyla kuruluşunu duyuran Li-Der, 15 Ekim Pazartesi günü TIREC bünyesinde Lisanssız Elektrik Üretimi'ni anlatacak. Katılmak  ve daha ayrıntılı bilgi için; http://bit.ly/Li-Der

 

Basın Toplantısı:

Hepimizin bildiği gibi, lisanssız elektrik üretimine yönelik olarak 2010 yılı Aralık ayında başlayan süreç günümüzde son noktasına ulaşmış, projeler açısından başvuru ve kurulum aşamasına geçilmiştir. Bütün bu süreç ve gelinen nokta, hem ülkemize özgü bir pazar oluşmasına yol açmış hem de ülkemiz işgücüne ciddi bir katkı yapmaya başlamıştır. Bunun yanında, ülkemiz için yeni bir kavram sayılan elektriğin yerinde üretimi ve tüketimi, elektrikte daha verimli bir kullanım ve daha az kayba yol açmakta olup, bu durum da yıllardır yüksek enerji ithalatı ve dolayısıyla da yüksek cari açık ile uğraşmak zorunda kalan ülkemizin enerji faturasının da azalmasına yol açacaktır.

Bütün bu sebeplerden dolayı, enerji sektöründe faal olarak çalışan firma ve bireylerin bir araya gelmesi ve sektörün kamu ve sivil toplum kesiminde aktif görevde bulunan yöneticilerin desteğiyle, ülkemiz için oldukça önemli bir konuma gelen lisanssız elektrik üretimi sektörüne yönelik olarak Haziran 2012 itibarıyla bir dernek kurulmasına karar verilmiştir.

“Lisanssız Elektrik Üretimi Derneği (Lİ-DER) adıyla kurulan ve ülkemizde lisans almadan elektrik üretimine yönelik pazarın düzenlenmesini, gelişmesini ve büyümesini sağlamak, bu alanda çalışma yapan kuruluş ve organizasyonlara destek vermek amacını taşıyan derneğimiz, kuruluş aşamasından itibaren sektörün bütün çevrelerinden büyük destek görmüştür. Sektörün her köşesine ulaşmak ve bu desteği arttırmak amacını taşıyan derneğimiz, çalışmalarına devam etmeden önce 26 Eylül 2012 tarihinde açılış lansmanı gerçekleştirilecektir. Programı aşağıda yer alan, sektörün üst düzey yetkililerinin ve basının davetli olarak katılacağı açılışımızda, sektörün önemli ve etkili kişilerinden biri olarak sizleri de aramızda görmek bize büyük mutluluk verecektir.

Saygılarımızla

 

Yalçın KIROĞLU
Yönetim Kurulu Başkanı
LİSANSSIZ ELEKTRİK ÜRETİMİ DERNEĞİ

 

Program:

Açılış Konuşmaları: 14.00-15.00

Yalçın KIROĞLU, Yönetim Kurulu Başkanı, Lisanssız Elektrik Üretimi Derneği (Lİ-DER)

Yusuf YAZAR, Genel Müdür, ETKB Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü

Hasan KÖKTAŞ, Başkan, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu

Mücahit FINDIKLI, Başkan, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu

Taner YILDIZ, Bakan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı

 

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Tarlada elektrik üretecekler

Tarlada elektrik üretecekler | TIREC 2012 | Scoop.it

Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi ilan edilen Konya’nın Karapınar ilçesindeki 60 milyon metrekarelik alana kurulacak güneş panellerinin bir metrekaresi, sahibine yılda 120 lira kazandıracak. Karapınar’da Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi’nin kurulması ile ilgili Bakanlar Kurulu Kararı, 8 Eylül 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu karar uyarınca, çölleşmenin hakim olduğu, tarıma elverişli olmayan 60 milyon metrekarelik bölgede kurulacak tesislerde, güneş enerjisinden elektrik üretilecek. ”Enerji Vadisi” olarak da nitelendirilen bu alanda, güneş enerjisi paneli ya da rüzgar tribünü üretimi yapacak tesisler kurulabileceği gibi, isteyen firma; ABD’deki Silikon Vadisi’nde olduğu gibi, yenilenebilir enerji teknolojisi üretimini de bu vadide geliştirebilecek. Karapınar’a ”Güneş enerjisi tarlası” kurmak isteyen firmalara, merkezi Konya’da bulunan Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA) bünyesindeki Destek Ofisi de yardımcı oluyor. MEVKA Enerji Sorumlusu Mücahit Kınalı, yaptığı açıklamada, Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi’nin enerji yatırımıyla ilgilenen firmalar için cazip fırsatlar sunduğunu söyledi.

FİRMALAR TEST ÇALIŞMALARINA BAŞLADI
Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi’ne ilk etapta kurulması planlanan güneş panellerinden yılda yaklaşık 124 GWh elektrik üretilmesinin öngörüldüğünü ifade eden Kınalı, şunları kaydetti: ”Şu ana kadar bölgeye enerji yatırımı yapmak isteyen 2 firma bize başvuruda bulundu. Toplam 5 firma, yatırım mevzuatı gereği Karapınar’da 6 ay sürecek test çalışmalarına başladı. Devlet, buraya yatırım yapacak firmalara 10 yıl elektrik alım garantisi de veriyor. Alım fiyatı ise 0,13 dolar cent/kWsaat… Bir metrekarelik enerji panelinin üreteceği elektriğin yatırımcıya yıllık getirisi yaklaşık 120 lira civarında olacak. Tarıma elverişli olmayan bir arazide metrekareden, yatırım giderleri hariç, 120 lira ve üzerinde bir gelir, oldukça karlı bir kazançtır. Bu nedenle çok sayıda firma, Karapınar’a güneş enerjisi santrali kurmak istiyor.”

Kınalı, Karapınar Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi’nin konum itibariyle Türkiye’nin en iyi güneş alan 5 bölgesinden biri olduğunu; burada hazır altyapı üzerine kurulacak toplam yatırımların Türkiye’nin bugünkü elektrik enerjisi ihtiyacının yüzde 8′ini karşılayabileceğini sözlerine ekledi.

 

Türkiye Uluslararası Yenilenebilir Enerji Kongresi TIREC 16-17 Ekim'de İstanbul'da;
www.greenpowerconferences.com/tirec ;
www.greenpowerconferences.com/solarturkey ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Rüzgar elektriğinin 4te 3ü Ege ve Marmaradan

Türkiye Rüzgar Enerjisi İstatistik Raporu'na göre işletmedeki RES'lerin kurulu güç bakımından yüzde 75'i Ege ve Marmara bölgelerinde bulunuyor.

ANKARA - Türkiye Rüzgar Enerjisi İstatistik Raporu'nda işletmedeki rüzgar enerjisi santrallerinin kurulu güç bakımından yüzde 75'i Ege ve Marmara bölgelerinde bulunuyor. Balıkesir'in iller bazında kurulu güç bakımından birinci olduğu raporda, denize kıyısı bulunmayan Manisa'nın ikinciliği dikkati çekiyor.
AA muhabirinin, Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından hazırlanan, Türkiye Rüzgar Enerjisi İstatistik Temmuz Raporu'ndan derlediği bilgilere göre, 2007 yılında 146 megavat (MW) kurulu rüzgar enerjisi kapasitesine sahip Türkiye'de, 2008'de 363 MW, 2009'da 791 MW, 2010'da bin 329 MW ve 2011'de ise bin 805 MW kapasiteye ulaşıldı.
Bu yıl Temmuz ayı itibariyle toplam kurulu güç 2 bin MW'nin üzerine çıkarken, inşası devam eden 11 RES'in toplam kurulu gücü 452 MW'yi buluyor.
İşletmedeki santrallerin yatırımcılara göre dağılımında Türkiye'nin ilk RES'ini kuran Demirer Enerji, kurulu güç sıralamasında ilk sırada yer aldı. Demirer Enerji'yi sırasıyla Bilgin Enerji, Adnan Polat'ın sahibi olduğu Polat Enerji, Cemil Kazancı'nın yönetim kurulu başkanı olduğu AKSA, Ahmet Nazif Zorlu'ya ait Zorlu Enerji ve bir süre önce Ali Ağaoğlu'nun rüzgar santrallerini satın alarak RES sektörüne giren Aydın Doğan'ın sahibi olduğu Doğan Enerji izledi.

Kayseri'den Edirne'ye 16 ilde RES

İşletmedeki RES'lerin kurulu güç bakımından bölgelere dağılımı yüzde 38,51'le Ege, yüzde 35,79'la Marmara, yüzde 18,25'le Akdeniz, yüzde 3,92'yle Karadeniz ve yüzde 3,53'le İç Anadolu Bölgesi olarak tespit edildi. Raporda, ülkemizin kurulu rüzgar enerjisi varlığının yaklaşık yüzde 75'inin Ege ve Marmara bölgelerinde bulunması dikkati çekti.
Balıkesir işletmedeki 423 MW kurulu gücüyle iller arasında ilk sırada yer alırken, denize kıyısı olmamasına rağmen yüksek rüzgar potansiyeliyle Manisa 345 MW'lik işletmedeki kurulu gücüyle ikinci, İzmir 325 MW ile üçüncü oldu. Bu üç il dışında Hatay, Osmaniye, Çanakkale, İstanbul, Aydın, Mersin, Kayseri, Tokat, Amasya, Bilecik, Muğla, Tekirdağ ve Edirne'de de RES'ler bulunuyor.

İzmir lisanslı RES'de birinci

Lisanslı RES'lerin toplam kurulu gücü 6 bin 264 MW'yi bulurken, bölgelere göre dağılımda 2 bin 137 MW ile Marmara ilk sırada, bin 856 MW ile Ege ikinci, bin 63 MW ile de İç Anadolu bölgesi üçüncü sırada yer aldı. İllere göre dağılımında ise 917 MW ile İzmir ilk sırada gelirken, İzmir'i 382 MW ile İstanbul, 372 MW ile Balıkesir, 288 MW ile Çanakkale ve 281 MW ile Kocaeli izledi.
Raporda, işletmedeki RES'lerin kurulu güç bakımından türbin markalarına göre payları şu şekilde sıralandı: ''Vestas yüzde 28,18, Nordex yüzde 27,07, Enercon yüzde 23,08 ve GE yüzde 13,96.''

 

www.greenpowerconferences.com/tirec ;

www.greenpowerconferences.com/windturkey ;

more...
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Alternatif enerji kullanan tarım projelerine mali destek

Alternatif enerji kullanan tarım projelerine mali destek | TIREC 2012 | Scoop.it
Tarımda rekabet gücünü artırmak isteyen Türkiye, alternatif enerji kullanan tarım projelerine mali destek veriyor. Güneş, rüzgâr, jeotermal gibi enerji türleriyle yapılacak tarım yatırımlarında, proje tutarının yarısına kadar hibe sağlanırken, 500 kilovata (kW) kadar lisanssız elektrik üretimi uygulamasının da sektöre avantaj getirmesi gelmesi bekleniyor.

ALTERNATİF enerjiye verilen desteklere bir yenisi daha eklendi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, açıkladığı destek programında tarıma dayalı yatırımlarda alternatif enerji kullanılırsa tüzel kişilere 300 bin, gerçek kişilere de 75 bin liraya kadar hibe desteği sağlayacağını duyurdu. Tarımsal ürünlerin işlenme tesisinden, depolanmaya kadar farklı projeleri kapsayan bu destekle, yürürlükte olan lisanssız elektrik yönetmeliğinin beraber uygulamasının yatırımcıya ciddi avantaj getirmesi bekleniyor.
300 bin lira
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı kapsamında “Alternatif enerji kaynakları kullanan yeni seraların yapımına yönelik yatırımlar ve tarımsal faaliyetlere yönelik yapılmış veya yapılacak tesislerde kullanılmak üzere, alternatif enerji kaynaklarından jeotermal, biyogaz, güneş ve rüzgâr enerjisi üretim tesislerine” hibe desteği verilecek. Tüzel kişilerde 600 bin liraya kadar proje tutarının yüzde 50’si, gerçek kişilerde ise 150 bin liraya kadar proje tutarının yüzde 50’si kadar hibe verilecek. Sektör yetkilileri, “Mart ayında değiştirilen yasayla, 500 kilovata (kW) kadar elektriği lisans alma zorunluluğu olmadan üretip, satabilme uygulaması sektöre ciddi fayda sağlayacak. Böylece alternatif enerjiyle tesis kuranlar, hibe almanın yanısıra, elektrik maliyetlerinde de önemli bir avantaj elde etmiş olacak” diye konuştu.
Amorti süresi yarıya iniyor
Güneş enerjisiyle ilgili bir yatırımın bugün geri dönüş süresinin 7–8 yıl olduğu belirtilirken, devlet desteği sayesinde bu sürenin yarısına indiğini kaydediliyor. Uzmanlar, “Örneğin domates üreticisisiniz. Domatesi, domates salçasına çevireceğiniz tesisi güneş enerjisiyle çalışacak şekilde kurarsanız bu hibeden faydalanabiliyorsunuz” dedi. Tarımdaki en büyük maliyetin elektrik ve gübre olduğu belirtiliyor. Elektrik maliyetleri çözüldüğünde, geriye gübrenin kaldığını vurgulayan bir yetkili, “Tarım yatırımcısı, kendi elektriğini kendi üretmenin yanısıra, fazlasını devlete satabilecek. Belki 1 liraya sattığı ürünü yine 1 liradan satacak ancak karlılığı artmış olacak. Yatırımdan üç-dört yıl sonra TEDAŞ’a para ödemiyorsunuz ve 10 yıl boyunca devletten para almaya devam ediyorsunuz. Ortalama 7–8 yıl olan amorti sürecinin, hibe desteğiyle 3-4 yıla düşecek olması da başlı başına büyük bir avantaj. Eskiden pahalı gelen yatırım daha rahat yapılabilecek” dedi.

100 kW’lık tesiste 50 bin TL’lik faturaya paydos

BU konuda danışmanlık veren Özkan Helvacıoğlu, 100 kW kurulu güce sahip bir tesisin yıllık yaklaşık 50 bin 400 lira faturası olduğunu belirterek, “Bu elektriği güneşten elde etmek isterse, kuracağı 100 kW’lik bir güneş tesisi için ödeyeceği rakam 350 bin lira civarında. Yedi yılda kendini amorti eden ve 25 yıl ömrü olan bir yatırım. Hibeyle baktığınızda amorti süresi üç buçuk yıla düşüyor” diye konuştu. Şimdiden en az 30 firmanın bu konuda danışmanlık hizmeti almak için kendilerine başvurduğunu söyleyen Helvacıoğlu, “Genelde rüzgâr ve güneş enerjisiyle kurulacak paketleme tesisleri, soğuk hava depoları ve işleme tesisleri için talep var” diye konuştu.

Tarımda rekabet avantajı

BÖYLE bir desteğin çevre açısından da önemli olduğunu kaydeden sektör temsilcileri, “Karbon salınımı konuları çok önemli. Tarımsal tesislerde atıklar çevreye ciddi zararlar verebiliyor. Türkiye’de de yurtdışıyla rekabete açık bir tarım politikası oluşturmak isteniyor. Girdi maliyetleri ne kadar düşürülürse, rekabet avantajımız o kadar fazla olur” diye konuştu.

 

Türkiye Uluslararası Yenilenebilir Enerji Kongresi TIREC 16-17 Ekim'de İstanbul Barcelo Eresin Topkapı Otel'de Türkiye Yenilenebilir Enerji desteklerini tartışacak

www.greenpowerconferences.com/tirec ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Güler: Er ya da geç güneş enerjisi

Gila Benmayor'un 18 Eylül'de yayınlanan köşe yazısından bir bölüm:

 

GEÇTİĞİMİZ cumartesi günü önemli konuşmacıların olduğu bir enerji toplantısına katıldım.

Marmara Grubu Vakfı'nın “Arap Baharı Enerji Tüketicisi'nin Kışı Mı Olacak” başlıklı toplantının moderatörlüğünü iyi bildiğimiz bir isim üstlenmişti:

Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Hilmi Güler.

Güler ile bakanlığı sırasında iyi bir diyalogumuz vardı.

Halen Enerji Verimliliği Derneği'nin onursal başkanı olan Dr. Güler ile toplantı sonrası yemekte uzunca sohbet ettik.

Enerji Verimliliğine yönelik En-Ver projesinin eskisi kadar gündemde olmamasından yakındım.

Hilmi Güler bakanlığı sonrası tüm dikkatini “Yenilenebilir Enerji”ye çevirmiş durumda.

Haklı, zira 2011 yılında petrol ve doğal gaza 54 milyar dolar ödedik.

“Yenilenebilir Enerji cari açığın, işsizliğin, hava kirliliğinin, çevre kirlenmesinin anahtarıdır” diyor.

Benim şiddetle savunduğum “güneş enerjisinin” Türkiye'nin er ya da geç gündemine gireceğini söylüyor.

“Güneş enerjisinde maliyetler giderek düşüyor. Nanoteknolojide müthiş gelişmeler var. Yarın belki evde kullandığımız perdeler güneş enerjisinden yararlanmamızı sağlayacak” sözlerini eski bir bakanın ağzından duymak ilaç gibi.

Hilmi Güler'in güneş enerjisinde toprak kiralama maliyetinden kurtulmak için göllerin ve stadyumların üzerlerine güneş panelleri yerleştirmek gibi çılgınca bir projesi bile var.

Gönen Meslek Lisesi'ne bravo

GÖNEN Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, Türkiye'de kendi enerjisini rüzgar ve güneşten karşılayan ilk meslek lisesi.

Bu projeyi hayata geçiren Numan Özgüler e-postasında, lisenin “Yenilenebilir Enerji Teknolojileri” bölümünü açmak için başvurularını yaptıklarını yazıyor.

Bölüm açılırsa, “Yenilenebilir Enerji” tesislerinde çalışacak eleman yetiştirecek.

 

www.greenpowerconferences.com/tirec ;

www.greenpowerconferences.com/solarturkey ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Neden yenilenebilir enerji?

 

Geçtiğimiz on yılda, kurulumu yeni yapılan yenilenebilir enerji kapasitesi, özellikle de rüzgâr ve güneş fotovoltaikleri yeni kurulan nükleer enerji tesislerinin kapasitesinden çok daha fazla. Aslında, nükleer enerji tesisleri serisinin toplam kapasitesi sürekli olarak düşüş gösteriyor. Örneğin, Avrupa Topluluğu'nda, kurulumu yapılan nükleer reaktör kapasitesinin 6000 megawatt'ı 2011 yılı içinde kullanımdan kalktı ve elektrik şebekesine yalnızca 311 MW'lık bir kapasite eklendi. Aynı dönemde şebekeye bağlanan rüzgâr ve güneş enerjisi kapasitesi ise 30.000 MW'nin üzerinde. Greenpeace'in Küresel Enerji [D]evrimi raporu, yenilenebilir enerjinin 2020'ye kadar küresel enerji talebinin %38'ini ve 2050'ye kadar %95'ini karşılayabileceğini gösteriyor.

Yenilenebilir enerjiler, son 25 yılda benzersiz bir yükseliş yaşadı. Rüzgâr enerjisi, kurulum masraflarının az olması, yakıt masrafı olmaması bir yıldan kısa olan yapım süresi sayesinde en ekonomik yeni enerji tesisi teknolojisi. (Bir nükleer tesisin kurulumu ise 10 yıldan fazla sürüyor.) Yenilenebilir enerjiler, nükleerin yerini almalarının yanında, fosil yakıt kullanımının azalmasını da sağlayarak, iklim değişikliği ile mücadeleye çok büyük bir katkıda bulunabilir. Yenilenebilir enerjilere yönelmek, elektrik ve ısıtma amaçlı fosil yakıt kullanımını 2050'ye dek %90 azalmasını sağlayabilir. Ulaşım amaçlı fosil yakıt kullanımı ise, yenilenebilirler sayesinde şu anki %98'lik orandan % 30'a çekilebilir.

Ülkeler, yenilenebilir enerji ile doğal ve yerel olarak üretilen enerji kaynakları yaratabilir ve enerji satın alım kaynaklarındaki masrafları azaltabilirler. Yenilenebilir enerjinin yakıt masrafı olmadığından, küresel anlamda yakıt masraflarında 2030 yılına kadar yılda 282 milyar dolar ve 2030'dan 2050'ye kadar yılda 964 milyar dolar tasarruf sağlanabilir.

Yenilenebilir enerjiler dünyada yükselişte

İspanya, 9 Kasım 2009'da elektrik talebinin yarısından fazlasını rüzgâr enerjisiyle sağladı,
İspanya'nın rüzgâr enerjisi, 2009 yılında üçüncü en büyük enerji üreticisi olarak kömürün yerini aldı,
2010 yılı boyunca, Çin'de her saat yaklaşık bir rüzgâr türbini inşa edildi
Rüzgâr endüstrisi, 2011 yılında 41.000 MW'ın biraz üzerinde yeni temiz güvenilir rüzgâr enerjisi kurulumu yaparak, geçen senenin sonunda kurulumu yapılan kapasiteyi küresel olarak 238,000 MW'nin üstüne taşıdı. Bu rakam, yıllık küresel piyasa boyutunda %6'nın biraz üzerinde olan bir artışla, %21'lik bir artış anlamına geliyor.
Bugün, dünya çapında yaklaşık 75 ülke ticari rüzgâr enerjisi kurulumuna sahip ve bunların 22 tanesi şimdiden 1 gigawatt (GW) seviyesini geçti
İlk kez, 2010 yılında, tüm yeni rüzgâr enerjisinin yarısından fazlası, Avrupa ve Kuzey Amerika geleneksel pazarlarının dışındaki pazarlara eklendi,
Yeni Zelanda, elektrik ihtiyacının %10'unu jeotermal enerjiden karşılıyor,
Portekiz'in elektrik şebekesindeki yenilenebilir enerji oranı sadece beş yıl içinde %15'ten %45'e yükseldi.
Yenilenebilir enerjiler daha fazla istihdam yaratıyor

Yenilenebilir enerji kaynakları istihdam yaratma konusunda çok geniş bir potansiyele sahip.

Akkuyu'ya kurulacak 4,8 GWlık (net 4 GW diyelim) nükleer santralin yerine 4 GW güneş paneline teşvik verilse, nükleer santralin –tüm yan hizmetleriyle birlikte istihdam edeceği azami 2500 kişiye karşı 120 bin kişiye iş sağlanıyor! Yani arada 2500'e karşı 120.000 gibi bir fark var.

Diğer yenilenebilir enerji kaynaklarında da bu derece yüksek olmamakla birlikte, çok yüksek istihdam mümkün. Mevcut enerji sektörü çalışanların eğitimden geçip yenilenebilirlerde istihdam bulması nispeten kolay, ve kaybolacak her eski teknoloji iş için yenilenebilirlerin 7 yeni iş yarattığı hesaplanıyor.

Almanya'da son on yılda yenilenebilir enerji sahasında 340 bin yeni iş yaratıldı. Nükleerde ise sadece 30 bin kişi çalışıyor.

Hesaplara değil, dünyadaki somut uygulamalara bakılırsa, Almanya Çevre Bakanlığı'nın geçen ay yayınladığı raporda açıkladığı son rakamlara göre, tarifeli alım sisteminin uygulamaya girmesinin ardından, son 10 yıl içinde Almanya'da yenilenebilir enerji kaynakları sahasında 340 bin yeni iş yaratıldı. Bunların yaklaşık 65 bini fotovoltaik güneş enerjisi etrafında. Yenilenebilir enerji kaynakları sahasındaki istihdam, 2004-2009 arasında ikiye katlandı. Almanya'da kurulu güç olarak yenilenebilirlerin artık sadece yarısına tekabül eden nükleer sahasında ise topu topu 30 bin kişi çalışıyor.

Nükleer iklim değişikliğine çare mi?

Nükleer endüstrisi, sık sık nükleer enerjinin iklim değişikliğiyle mücadele için önemli olduğunu iddia eder. Ancak bu bilgi doğru değil. Greenpeace ve diğer kurumlar tarafından yapılan araştırmalar, nükleer tesis işletmeye devam edilmesinin, yenilenebilir enerjinin elektrik şebekesine entegre olmasının büyük ölçüde önüne geçtiğini gösteriyor. Nükleer aynı zamanda yatırımların da yenilenebilir enerjilerden uzak kalmasına neden oluyor. Oysa iklim değişikliğinin önüne geçmek istiyorsak, yatırımların bir an önce yenilenebilir enerjilere yönelmesi gerekiyor. Yenilenebilir enerjilerin, yukarıda açıklanan, fosil yakıt kullanımını azaltma potansiyeli nedeniyle, iklim değişikliğiyle mücadelede büyük önemi var.

Nükleerin iklim değişikliği ile mücadelede etkili olabileceği ise tamamen bir mit. Dünyada var olan nükleer reaktörlerin sayısı dörde katlansa bile (ki bu ihtimal dahilinde bir rakam değil) karbon salımlarında en fazla %6 oranında ve 2020'den sonraki bir tarihte bir azalma meydana gelebilir. Ancak uzmanlar, 2020'nin artık bir şeyler yapmak için çok geç olacağını söylüyor.

Nükleer hantal bir teknoloji olmaya devam ediyor.

İkinci olarak, elektrik şebekesindeki değişken taleplere saniyeler içinde yanıt veren modern gaz tribünlerinin aksine, nükleer enerji istasyonları, değişen taleplere yanıt veremezler; bunun yerine talep, nükleer enerjinin işletim modunu takip etmek zorundadır. Bu da, enerjinin etkin ve verimli kullanımının önüne geçer. Kışın ısınma ihtiyacı olan bütün ülkelerde, nükleer enerjinin kullanımı verimsiz ısıtma sistemlerinin kullanımına neden olur. Örneğin, enerjisinin %80'ini nükleerden sağlayan Fransa'nın Şubat 2012'de soğuk bir günde toplam 101 GW'lik bir enerji talebi olurken, Fransa'dan 15 milyon daha fazla nüfusu olan Almanya'nın (enerjisinin %20'si nükleerden), aynı soğuk günde sadece 50 GW'ın biraz üstünde bir talebi olmuştur. (Bunesnetzagentur – Alman Şebeke Makamı – 9 Şubat 2012).

Nükleer reaktörlerin esnek olmaması, yenilenebilir enerjilerin kullanımını da olumsuz etkiliyor. Teknik ve güvenlik sebepleriyle nükleer tesislerin kolayca kapatılamaması yüzünden, nükleer tesislere elektrik önceliği vermek için rüzgar operatörlerine sık sık jeneratörlerini kapatmaları söyleniyor; bu hem ekonomik, hem de ekolojik bir hata. Sonuç olarak, nükleer enerji, elektrik şebekesindeki alana el koyarak ve rüzgâr operatörlerinin gelirlerini azaltarak yenilenebilir enerji teknolojilerinin gelişmesini engellemiş oluyor.

Yenilenebilir enerji tesisleri, nükleerden çok daha hızlı inşa edilebilir ve güvenlidir. Ayrıca, yenilenebilir enerjiler aynı masrafla, iklim değişikliğine sebep olan karbonun yerini, nükleerin yapabildiğinden kat kat fazla ve çok daha hızlı bir şekilde alabilir.

Şu anda, Japonya'nın reaktörlerinin %90'ından fazlası devre dışı. Kalanı da Mayıs 2012'den önce devre dışı bırakılabilir. 54 reaktörün sadece üçünün çalıştığını ve elektrik kaynağında çok önemli sorunlar yaşanmadığını göz önüne alırsak, Japonya nükleer enerjisiz ayakta kalacağını göstermiştir.

 

Türkiye Yenilenebilir Enerji Kongresi TIREC 16-17 Ekim tarihlerinde İstanbul'da düzenleniyor. 

 

www.greenpowerconferences.com/tirec ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Türkiye`nin 2023 yenilenebilir enerji hedefi

Türkiye`nin 2023 yenilenebilir enerji hedefi | TIREC 2012 | Scoop.it
Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesine göre Türkiyede yenilenebilir kaynakların, elektrik enerjisi üretimi içindeki payının 2023 yılında en az yüzde 30lar düzeyine çıkması planlanıyor.

 

Yenilenebilir kaynaklar için belirlenen hedeflere kaynak bazında bakarsak, hidroelektrik alanında değerlendirilebilecek tüm kaynakların 2023 yılına kadar tamamının elektrik üretiminde kullanılması amaçlanıyor. Rüzgar enerjisinin de 20 bin MW’ye çıkarılması stratejisi belirlenirken, 600 MW’lık jeotermal potansiyelinin tümünün işletmeye girmesinin sağlanması isteniyor. Güneş enerjisine bakıldığında ise teknolojik gelişmeler doğrultusunda üretimin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Çevreye duyarlı sanayi üretiminin önem kazandığı günümüzde, yenilenebilir enerji kaynakları önemini her geçen gün arttırıyor. Yenilebilir enerji konusuna büyük önem veren Avrupa Birliği (AB) Komisyonu da özellikle, rüzgar olmak üzere güneş, biyokütle ve hidrolik enerji gibi kaynakların kullanımının geliştirilmesini, ulusal politikalarının merkezine yerleştirdiği görülüyor. AB yüzde 6 seviyelerinde olan yenilenebilir enerji kaynaklı enerji tüketimini, 2012 yılı itibariyle iki katına çıkarmayı hedefliyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın projeksiyonuna göre 2001-2030 yılları arasındaki dönemde yenilenebilir enerji kaynaklarına 10 trilyon dolarlık yatırım gerçekleşmesi tahmin ediliyor. OECD ülkeleri arasında yenilenebilir kaynakların enerji üretimindeki payının ise yüzde 25’e ulaşması hedeflenmekte.

Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi’ne göre Türkiye’de yenilenebilir kaynakların, elektrik enerjisi üretimi içindeki payının 2023 yılında en az yüzde 30’lar düzeyine çıkması planlanıyor. Bu kaynakların devreye girmesi ile başta ithal kaynaklar olmak üzere fosil yakıtların payının azaltılması üzerinde dikkatle duruluyor. Yenilenebilir kaynaklar için belirlenen hedeflere kaynak bazında bakarsak, hidroelektrik alanında değerlendirilebilecek tüm kaynakların 2023 yılına kadar tamamının elektrik üretiminde kullanılması amaçlanıyor. Rüzgar enerjisinin de 20 bin MW’ye çıkarılması stratejisi belirlenirken, 600 MW’lık jeotermal potansiyelinin tümünün işletmeye girmesi hedefleniyor. Güneş enerjisine bakıldığında ise teknolojik gelişmeler doğrultusunda üretimin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Bugün dünyada kullanılan elektrik enerjisinin yüzde 80’i yenilenemeyen kaynaklardan (kömür, doğalgaz, petrol ve uranyum) üretilmekte. Geri kalan bölüm ise yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmakta. Yenilenebilir enerji kaynakları arasında hidrolik enerji yüzde 19’luk paya sahipken, güneş, rüzgar, biyokütle ve jeotermal kaynaklardan elde edilen enerjinin toplam payı ise yüzde 1 düzeyinde bulunuyor. Günümüzde tüm yenilenebilir ve alternatif enerji kaynakları, enerji talebinin yüzde 2.5'lik bölümünü karşılamakta. Uluslararası Enerji Ajansı, 2015 yılında yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam talebin yüzde 3.3’ünü karşılamasını öngörmekte. Öte yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye’nin yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili yapılanmasını sürdürüyor. Gerek kömür teknolojileriyle, gerek nükleer yatırımlarla alakalı, gerekse hidroelektrik santraller, rüzgar ve güneş gibi yatırımların birçok teknoloji uygulamalarını yakından takip eden Bakanlık, konuyla ilgili çalışmalarına hız verdiği görülüyor.

Dünyadaki talep artışının kaynaklarına göre dağılımına bakıldığında Türkiye'deki enerji yapılanması açısından da dikkati çeken rakamlar var.
Bakanlık, önümüzdeki dönemde kullanımda doğalgazın yüzde 50, kömürün yüzde 30, nükleer enerjinin yüzde 61, hidroelektrik kaynakların yüzde 47, yenilenebilir enerji kaynaklarının ise yüzde 550 kat civarında artacağını öngörüyor. Bu konuda Bakanlık, “Türkiye yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili yapılanmasını sürdürecek. Gerek kömür teknolojileriyle, gerek nükleer yatırımlarla alakalı, gerekse hidroelektrik santraller, rüzgâr güneş gibi yatırımların birçok teknoloji uygulamalarını göreceğiz. Sivil toplum örgütlerine aynı zamanda kamu kurum ve kuruluşlarının yanında düşen önemli bir görev var. Bir kısım iyi niyetli vatandaşların yanında spekülatif şekilde yerli kaynaklarımıza müdahale edenlere karşı sivil toplum örgütleri gücünü kullanmak durumundadırlar” tespitleriyle yenilebilir enerjiye verdiği önemi ortaya koyuyor.

DEVLETTEN RÜZGARA 5.5 EURO/CENT’LİK ALIM GARANTİSİ

Ülkemizde rüzgar enerjisiyle ilgili çalışmaların başlangıç tarihi 1980'li yılların ortalarında başladı. 1995 yılından başlayarak bazı küçük uygulamalar Yap-İşlet-Devret modeliyle gerçekleştirildi. Türkiye'de ilk rüzgar santrali Demirer Holding'in Çeşme’de kurduğu santrali. Rüzgar enerjisine verilen resmi önemin kanıtı olarak ilk ciddi girişim ise ancak 2005'de Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kanunu'yla ortaya konuldu. Bu kanunun sonrasında Bandırma, Çeşme Yarımadası, Hatay, Manisa, Çanakkale'de gerçekleştirilen 150 MW gücündeki santraller kanunun ilk meyveleri olarak karşımıza çıkıyor. 2007 yılında gerçekleştirilmiş olan Türkiye Rüzgâr Enerjisi Potansiyel Atlası (REPA) ile ülkemizde yıllık rüzgâr hızı 8,5 m/s ve üzerinde olan bölgelerde en az 5.000 MW, 7,0 m/s'nin üzerindeki bölgelerde ise en az 48.000 MW büyüklüğünde rüzgâr enerjisi potansiyeli bulunuyor.

Türkiye rüzgâr potansiyeli yüksek ülkeler arasında sayılıyor. Örneğin, Avrupa parlamentosunun belirlediği rüzgâr endeksinde Danimarka 100, İngiltere 2800 ve Türkiye 2000 birim üzerinden ölçeklendirilmiştir. 2004 yılı itibariyle sadece 18 MW düzeyinde olan rüzgâr enerjisi kurulu gücünün artırılmasında aşama kaydedilmiştir. 2009 yılı sonu itibariyle rüzgâr kurulu gücümüz 802,8 MW düzeyine ulaşmıştır. Yenilenebilir Enerji Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra 3.363 MW kurulu gücünde 93 adet yeni rüzgar projesine lisans verilmiştir. Bu projelerden yaklaşık 1.100 MW kurulu gücünde santrallerin yapımı devam etmektedir. Devletin belirli bir fiyattan alım garantisinin 5.5 Euro/cent’e düşürülmesi zaten düşük seviyede olan rüzgâr enerjisi yatırımlarını azaltıyor.

ÇEVRE DOSTU HİDROELEKTRİK ENERJİSİ

Çeşitli enerji kaynakları içerisinde hidroelektrik enerji santralleri çevre dostu olmaları ve düşük potansiyel risk taşımaları sebebiyle tercih ediliyor. Hidroelektrik santraller; çevreye uyumlu, temiz, yenilenebilir, yüksek verimli, yakıt gideri olmayan, enerji fiyatlarında sigorta rolü üstlenen, uzun ömürlü, işletme gideri çok düşük dışa bağımlı olmayan yerli bir kaynak olarak tanımlanıyor.

Türkiye'de teknik olarak değerlendirilebilir hidroelektrik potansiyeli 140 GWh/yıl olarak hesaplanıyor. 2009 yılı sonu itibariyle işletmede bulunan 150 adet HES (hidroelektrik santrali) 14.417 MW'lık kurulu güce ve toplam potansiyelin yaklaşık %38'ine karşılık geliyor. 2009 yılında elektrik üretimimizin %18,5'i hidroelektrik santrallerden gerçekleştirilirken, son yıllarda yaşanan kuraklıklar hidroelektrik santrallerinin verimini düşürmekte. Ancak hidroelektrik üretimi 2009 yılında 2008 yılına göre %7,8 oranında artarak 35.870 MW olarak gerçekleştiği görülüyor. Hidroelektriğin Türkiye’deki gelişimi incelendiğinde 1989’larda toplam ihtiyacın yüzde 60’ı hidroelektrikten sağlanırken, bu oran 2008 yılında yüzde 17.5’e düştü. Teknik ve ekonomik olarak değerlendirilebilecek tüm hidroelektrik potansiyelin 2023 yılına kadar elektrik enerjisi üretiminde kullanılması hedefleniyor.

BİYOYAKIT GELECEK VADEDİYOR

Dr. Rudolph Diesel’in sebze yağlarını yakıt olarak kendi makinasında test etmesi ile başlayan biyodizel fikri, bugün biyoyakıtların başlangıcı olarak kabul edilir. Biyoyakıt, içeriklerinin hacim olarak en az yüzde 80'i son 10 yıl içerisinde toplanmış canlı organizmalardan elde edilmiş her türlü yakıt olarak tanımlanır. Biyodizel, biyoetanol, biyogaz ve biyokütle olarak çeşitlendirilebilir. 3 milyon tonu benzin tüketimi olmak üzere toplam 22 milyon ton akaryakıt tüketimi olan ülkemizde, 160 bin ton biyoetanol kurulu kapasitesi bulunmakta. Türkiye'nin hayvansal atık potansiyeline karşılık gelen üretilebilecek biyogaz miktarının 1,5-2 MTEP (milyon ton eşdeğer petrol) olduğu tahmin ediliyor. Atık potansiyelimiz yaklaşık 8.6 MTEP olup bunun 6 milyon TEP'i ısınma amaçlı kullanılmakta. 2008 yılında biyokütle kaynaklarından elde edilen toplam enerji miktarı 66 bin TEP. Yenilenebilir kaynaklardan üretilen çevreci yakıtlar incelendiğinde bitkisel kaynaklı yağların biyodizel üretilmesinde büyük pay sahibi olduğu görülüyor. Ülkemizde çok soğuk bölgelerimizin dışında dizelin kullanıldığı her alanda kullanılabilecek bir yakıt olan biyodizel, ulaştırma sektöründe dizel yakıtı yerine kullanıldığı gibi, konut ve sanayi sektörlerinde de fuel oil yerine kullanılabiliyor.

 

Türkiye Uluslararası Yenilenebilir Enerji Kongresi 16-17 Ekim tarihlerinde İstanbul'da. Daha ayrıntılı bilgi için: www.greenpowerconferences.com/tirec ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Baymak ve Finansbank işbirliğiyle Güneş Enerjisi kredisi geliyor

Baymak ve Finansbank işbirliğiyle Güneş Enerjisi kredisi geliyor | TIREC 2012 | Scoop.it

Baymak, Finansbank ile yaptığı anlaşmayla güneş enerjisinden enerji üreten güneş pillerinin kurulumuna Gaziantep’te başladı. Sistemi kurmak isteyenlere de 7 yıla varan vadelerle kredi imkanı sunuluyor

Yasal düzenlemeler tamam
Yasal düzenlemelerin tamamlandığını ve Türkiye'de artık her ev için lisans gerekmeksizin kendi elektriğini üretmesinin, kullanım fazlasının ise şebekeye satmasının önünde bir engel kalmadığını belirten Baymak Genel Müdürü Ender Çolak, Baymak'ın Türkiye'de bir ilke imza atarak güneş enerjisini Türkiye'de her kesimin kullanımına sunduğunu, bu amaçla da 1,23kWp'den başlayan ve değişik kapasitelerde hazırlanan paket güneş enerji sistemlerinin satışına başlandığını ifade etti.

Pilot bölge Gaziantep
Pilot bölge olarak Gaziantep ilini belirlediklerini belirten Çolak, son iki aydır bu bölgeden başlamak üzere Finansbank ile özel bir Finansman paketi üzerinde çalıştıklarını ve tüketicilere 7 yıla varan ve aylık Faiz oranları yüzde 1,03 düzeylerine inen Kredi imkanı sunduklarını açıkladı.konuthaberleri.com

Kendi ihtiyacını karşıla, fazlasını şebekeye sat
Çolak; "Türkiye'de artık herkesin güneş enerjisinden Elektrik üretimi dönemi başladı. Sadece büyük güneş santralleri değil aynı zamanda küçük ölçekli çatı kurulumları da yapılabiliyor. Örneğin evinizin çatısına 2 kWp'lik bir Güneş Enerjisi sistemi kurup, Elektrik ihtiyacınızı gün boyunca güneşten sağlamanız, kullanmadığınız elektriği ise, şebekeye satarak ilave gelir elde etmeniz mümkün. Okullar için de hem kendi elektriğini üretmek, hem de gelecek nesillere Yenilenebilir Enerji kullanımının önemini aşılamak ve ülkenin geleceğine büyük bir katkı sağlama fırsatı doğdu " dedi.

Yüksek teşvikten yararlanılıyor
Türkiye'de güneş enerjisinin devlet tarafından desteklendiğini belirten Çolak "Güneş pillerinin bir defa çatıya kurulduktan sonra ortalama 45 yıl ömrü var. Baymak güneş pilleri tamamen uluslararası standartlarda ve yerli ürünler olduğu için devletin verdiği en yüksek teşvikten yararlanıyor. Böylece ithal güneş pilleriyle üretilen elektrik kilovat saat başına 13 dolar cent'ten şebekeye satılırken, Baymak güneş pilleri kullanıldığında şebekeye satış fiyatı yüzde 18 daha fazla oluyor. Dolayısıyla kurulum maliyeti daha kısa sürede geri dönüyor ve çok daha fazla gelir elde ediliyor." diye konuştu.

 

Türkiye yenilenebilir enerji projeleri finans kaynakları ile ilgili uzmanlardan bilgi almak için;

www.greenpowerconferences.com/tirec ;

www.greenpowerconferences.com/solarturkey ;

more...
No comment yet.
Scooped by Ozde Karatas
Scoop.it!

Antalya Büyükşehir Belediyesi'nden gunes enerjisiyle calisan klimali otobus duragi

Antalya Büyükşehir Belediyesi'nden gunes enerjisiyle calisan klimali otobus duragi | TIREC 2012 | Scoop.it

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kendi atölyelerinde ürettiği ve Türkiye’nin ilk klimalı durağı, Işıklar Caddesi Karaalioğlu Parkı girişi Aslanlı Yol önüne kuruldu. Başkan Mustafa Akaydın Türkiye’de ve dünyada güneş enerjili ilk durağı yaptıklarını söyledi.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Boğaçayı Atölyeleri’nde kendi imkanlarıyla ürettiği klimalı durakların ilki, Karaalioğlu Parkı’nın Işıklar Caddesi üzerindeki Aslanlı Yol girişine monte edildi. Türkiye’nin ve dünyanın güneş enerjisiyle çalışan ilk klimalı durağı özelliğini taşıyan durağın tanıtımını Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın yaptı. Başkan Mustafa Akaydın, güneşkent Antalya Projesi’nin seçim vaatleri arasında yer aldığını hatırlatarak, vatandaşlara güneşten direkt elektrik enerjisi nasıl elde edildiğini çeşitli projelerle gösterdiklerini söyledi.

BELEDİYE KENDİ ÜRETTİ

Güneşev ve Ekolojik Eğitim Merkezi’nin bu projeler arasında bulunduğunu kaydeden Başkan Akaydın, Atatürk Kültür Parkı’nın aydınlatmasında da güneş enerjisinin kullanımını gösterdiklerini kaydetti. Özgün bir projeyi hayata geçirmeye başladıklarını vurgulayan Akaydın, “Klimalı duraklarımızı belediyenin Boğaçayı Tesisleri’nde EKDAĞ firmamız aracılığıyla üretmeye başladık. Bu projeyi tamamladık ve ilk klimalı durağımızı bugün yurttaşlarımızın hizmetine açıyoruz. Antalya ve Türkiye’deki bütün vatandaşların takdire sunuyoruz” dedi.

more...
No comment yet.