Türkiye’de gazetelerde ekonomiyle ilgili günlük/haftalık köşe yazıları yazanların ve çeşitli televizyon programlarında yorum yapanların büyük bir bölümünün dikkat çekici bir ortak özelliği var: Bunların büyük bir bölümü, aslında (geçmişte iktisat okumuş olsalar bile) “iktisatçı” veya “ekonomist” değil, “finansçı”, “finans piyasası uzmanı” veya “finansal iktisatçı”. Öyle olunca da, doğal olarak, bu yazar ve yorumcuların ufukları aşırı derecede dar ve kısa. Yani kur, faiz, borsa endeksi değişmelerini, makroekonomik temel büyüklüklerdeki değişmelere dayandırarak açıklamak yerine, (sadece) ilgilendikleri değişkenin bugünkü değişmelerini kendi eski/geçmiş değerlerine bakarak açıklamaya çalışıyorlar. Başka bir deyişle, finansal iktisatçılar o kadar kısa vadeli meselelerle (haftalık, günlük, hatta saatlik veya dakikalık) ilgileniyorlar ki, (doğal olarak) genelde henüz hiçbir makroekonomik temel değişkenin yeni değerleri açıklan(a)madığı ve/veya çoğu kez etkileri henüz açıkça hissedilemeyeceği için ilgilendikleri birkaç zaman serisinin değişmelerini kendi geçmiş değerlerindeki değişmelerle ve eğilimlerle açıklamaya çalışıyorlar.